EGEMEN TALHA GÜLEN
  KANYONUN İKİ YÜZÜ
 

Aşağıda küreklerini Köprüçay?ın sularına neşeyle vuran raftingciler; yukarıda antik Selge kentinin üzerine kurulmuş Altınkaya köyü ve sessizlik...

Toros Dağları kartalların, göçerlerin, buzulların doğum yeridir. Batı Toroslar'ın parçası olan Anamaslar'dan ise bir akarsu doğar. Burada başlayan yolculuğunu Köprülü Kanyon'u geçerek sürdüren ve Akdeniz'e dökülen Köprüçay'da, son yıllarda bir turizm sektörü popüler oldu: Rafting... Ama raftingin başladığı yerden 11 km yukarıda, raftingcilerin dünyasından çok farklı bir dünya var. Oluk Köprü'den Selge'ye, bugünkü adıyla Altınkaya köyüne giden yolu tırmandıkça raftingcilerin neşeli çığlıkları yitmeye ve eşine az rastlanır güzellikte bir coğrafya gözlerinizin önüne serilmeye başlar. Yer yer pembe çiçekli zakkumlarla çevrelenmiş yol, uçurumlarla kardeştir. Kırmızı gövdeli sandal ağaçları, ardıçlar, av arayan şahinler, telaşla gözden yiten sincaplar Selge'ye kadar size eşlik eder. Bitip tükenmeyecekmiş gibi görünen virajlardan birini daha döndüğünüzde, taşlarla örülmüş setler çıkar karşınıza; sonra da ateş başında oturan kadınlar... Çiçekli şalvarları ve başörtüleri ile, aşağıda bikinileriyle rafting botlarına binen kadınlardan çok farklıdırlar. 11 km sonra, denizden 1250 m yüksekte, büyük bir kültür ve yaşam uçurumu ile karşılaşırsınız. Oteller ve tatil köylerinden gelen turistler için Köprüçay bir eğlence yoludur, Selgeliler için ise bir varoluş kaynağı... Köye girdiğinizde bir sürpriz bekler sizi: 9000 kişilik bir antik tiyatro, köyün kurulduğu Bozburun Dağı'nın altında size bakar ve bir zamanlar burada ne denli büyük bir kent olduğunu fısıldar... Altınkaya köyü, Antalya'nın Manavgat ilçesine bağlı. Muhtar Yaşar Bahar, köyün tarihi ve halkın kökleri hakkında yörük oldukları dışında pek bir şey bilmediğini söylüyor. Fransız arkeolog ve gezgin Charles Texier ise, "Küçük Asya" adlı yapıtında, tarihçi Strabon'a dayanarak Selgelileri Pisidya'nın en güçlü halkı olarak tanımlıyor. İÖ 218'de 20.000 kişilik bir ordusu olduğu bilinen Selge'nin bugünkü nüfusu 1000 civarında. Halkın hayvancılık ve tarlalardan aldığı ürün dışında pek bir geliri yok. Turistlerin çay parası ve rafting merkezlerinde çalışan az sayıda gencin kazandığı dışında turizmin köye maddi bir katkısı olmadığı söylenebilir. Köyün kadınları sizinle karşılaştıkları zaman hemen çıkınlarını açıyor ve yonttukları tahta kaşıklarla, oya işledikleri yemenileri sergilemeye başlıyor. Bazıları, her gün aşağıya, Olukköprü'ye inip köprü başında turistleri bekliyor. Yaşar Bahar, köy halkının yaşadığı zorlukların yalnızca ıssızlığın ortasında, dağda var olmaktan ibaret olmadığını anlatıyor. Altınkaya köyü, 1973'te ilan edilen Köprülü Kanyon Milli Parkı'nın sınırları içinde. 1994'te de 1. ve 3. derece arkeolojik SİT Alanı olmuş. Köylüler için 1. dereceden SİT Alanının anlamı, ellerinin kollarının bağlanması! "Bahçelerindeki çardakların kırılan ahşap direğini bile demir bir direkle değiştiremiyorlar." Ağaç kesmek, keçi beslemek yasak. Ancak 3. dereceden SİT Alanı'nda Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'ndan izin almak şartıyla bazı tamirat işleri sınırlı olarak yapılabiliyor. Bunu zamanla kanıksamışlar ama Köprüçay'da raftingden kazanılan paradan köylerine bir pay alamamaktan şikayetçiler. Rafting yapılan 12 km'lik su yolunun sınırları üç köye ait: Beşkonak, Karabük ve Altınkaya... Köprüçay'ın suları raftingcileri mutlu etse de çevresindeki topraklara sahip olanlar huzursuz görünüyor...
 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=